Yazar: Ahmet Zengin

Günümüz modern devletin karar alma mekanizmaları gün geçtikçe daha çok karmaşıklaşmış ve bu sürece birçok devletdışı farklı etmenin de dahil olmasıyla karmaşık bir yapı haline gelmiştir. Nitekim demokrasinin getirdiği bu karmaşıklaştırılmış ve birçok aktörün de dahil edildiği karar alma mekanizmasının en önemli ayaklarından birisi de lobicilik faaliyetleridir. Çıkar grupları olarak da bilinen bu lobiler bir devletin, topluluğun veya ekonomik olarak örgütlenmiş olan toplulukların çıkarlarını kanun yapıcıları ikna ederek kendi istekleri doğrultusunda ilgili kanunu etkilemeyi amaçlamaktadır. Enerji şirketleri, işçi sendikaları, azınlık topluluklar vs gibi aktörler kendi varlıklarını ve çıkarlarını olumsuz yönden etkileyeceğini düşündükleri vakit hükümet organlarına gerek medyatik gerekse finansal ve politik yönden baskı yaparak ilgili düzenlemenin seyrini değiştirmeye çalışırlar. Her ne kadar ülkemizde yasal olarak lobicilik faaliyeti olmasa da meslek odaları, sendikalar, azınlık dernekleri, şirket toplulukları gibi hükümet dışı aktörler karar alma mekanizmasına gerektiği yerde etki edebilmektedir. Bundan dolayı lobicilik, belirli amaçlar doğrultusunda karar alma mekanizmalarına etki etmek için oluşturulmuş çıkar gruplarının faaliyetleridir denebilir.

Lobicilik faaliyetinin ilk isimlendirildiği ve karar alma mekanizması içinde güçlü bir konumda bulunduğu yer ise Amerika Birleşik Devletleri’dir. Federal devletin kesin bir şekilde kurulduğu ve başkan-meclis-yargı erklerinin oturtulduğu cumhuriyet döneminde lobicilik faaliyetleri bu üç erkin çıkmaza girdiği yerlerde dışardan müdaheleyle aracılık yapan ve kararlarının hızlı bir şekilde çıkmasına uğraşıp kimi zaman kendisinin müdahil olduğu konularda onlarsız karar alınamayan dördüncü erk konumuna gelmiştir. Halihazırda lobicilik kanunu ile gelen resmi olarak tanınma sürecine kadar bu faaliyetler eski bağlantılarından ve işin inceliklerine vakıf olduklarından emekli senatörler, diplomatlar ve bürokratlar tarafından icra ediliyordu. Fakat 1946’da çıkan Lobicilik Faaliyetlerini Düzenleme Yasası (Federal Regulation of Lobbying Act-FRLA) ile birlikte bu lobilerin senatoya ve temsilciler meclisine kaydedilmeleri ve 3 ayda bir bu faaliyetlerinin mali gider tablosunu açıklamaları sağlanmıştır. (Yıldırım, 1994)

Lobicilik faaliyetleri ve amaçları itibariyle birçok kola ayrılmaktadır. Siyasi, ekonomik ve etnik diye basitçe ayırabileceğimiz bu kolların en etkilisi ve konsolide olanı etnik lobiciliktir. Bu lobilerin amacı kendi asıl vatanlarının çıkarlarına uygun olarak Amerikan politikasına şekil vermektir. Bunların başında ise Yahudi, Ermeni ve Yunan lobileri gelmektedir. Ermeni ve Yunan lobilerine kıyasla daha geniş imkanlara sahip ve devlet organlarını etkilemesi bakımdan daha güçlü olan Yahudi lobisi ise, her ne kadar kendi içinde farklı fikirleri destekleyen çeşitli lobilere sahip olsa da, konu İsrail’e geldiğinde genel olarak birlikte hareket edebilmektedirler.

YAZININ TAMAMI (PDF)