Yazar: Ahmet Sücüllülü

Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Bölge Uzmanı Yetiştirme projesi kapsamında Urduca- Hintçe dil eğitimi almak üzere Hindistan’da bulunduğum yaklaşık iki aylık süre içerisinde büyük tecrübeler elde ettim. Özellikle buradaki toplumu tanıyıp kültürlerini de birebir inceleme ve tanıma fırsatım oldu. Oluşan deneyimlerimi ve kazanımlarımı da burada aktarmaya çalışacağım.

Hindistan bugün dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri. Hindistan, Çin ve Japonya ile birlikte Asya’nın en büyük ekonomilerinden. Yaklaşık 1 milyar 300 milyon nüfusuyla dünyanın en büyük ikinci nüfusuna sahip Hindistan, 2025 nüfus projeksiyonlarında dünyanın en büyük nüfusuna sahip ülkesi olacağı belirtiliyor. Hindistan’ın nüfusunun yaklaşık %80’i Hindu, %15’i Müslümandır, nüfusun geriye kalan kısmını ise Sihler, Budistler ve Hıristiyanlar oluşturmaktadır. Nüfusunun yaklaşık %50’si tarım sektöründe olmasına rağmen yükselen teknolojisi ve uzay çalışmaları yatırımlarıyla katma değeri yüksek ürünler de ortaya koymaktadır.

Bir Güney Asya ülkesi olan Hindistan, çok çeşitli etnik bir yapısı, bölgeye göre konuşulan farklı dilleri ve aynı anda farklı dinleri barındıran görüntüsüyle de ilginç bir ülkedir.

Hindistan, 29 eyaletten (federe devlet) ve 7 birlik bölgesinden oluşmaktadır. Her bölgenin kendine özgü bir yapısı vardır; dinlerin dağılımı ve diller eyaletlere göre farklılık göstermektedir. Ülkedeki resmi dil Hintçe ve İngilizcedir. Başkenti Yeni Delhi’dir. Dünyanın en büyük demokrasisi olarak da adlandırılan Hindistan, çok partili parlamenter demokrasi ile yönetilmektedir.

Hindistan’ın para birimi rupee (rupi)’dir. 1 tl yaklaşık 20 rupiye denktir. 1 dolar da 65 rupi yapmaktadır. Yiyecek ve içecek fiyatları yaklaşık olarak Türkiye’dekine benzer şekildedir. 1,5 litrelik suları 20 rupiye almak mümkün.

Yolda seyir halindeyken muhtemelen dikkatinizi çekecek ilk şeylerden biri de trafiğin akış yönüdür. İngilizlerin geçtiği kimi topraklarda da rastlanıldığı üzere onlardan kalma bir miras olarak araç trafiğinin sol taraftan akmasını ve şoför koltuğunun sağ tarafta olmasını gözlemliyoruz.

Pakistan’ı andıran sıcaklık ve trafik bizi karşıladı. Sokaklar kalabalık sıcaklık oldukça fazla, Pakistan’a bu yönüyle oldukça benziyor. Sıcaklık 33-35 derece olsa da, nem ile birlikte 40 dereceye kadar sıcaklık hissedilebiliyor. Bazen şehirde korna seslerinin ve kirli gürültülerin etkisiyle de trafik tam bir kaos görüntüsü oluşturuyor. Trafikte insanlar çok rahatlar, hayatlarından memnun görünüyorlar.

Temelde Hint alt kıtasında birbirine benzeyen kültür ve yaşam tarzı Pakistan’dan farklı olarak farklı dinlerinde etkisiyle Hindistan’da farklı bir boyuta taşınıyor.

Ülkede yaşanan bir diğer sıkıntı da altyapı yetersizliğidir. Birçok noktada varlığını hissettiren bu sorunlar özellikle enerji yetersizliği konusunda Hindistan insanının karşısına çıkıyor. Ülkede bazı yerlerde sürekli elektrik kesintileri yaşanırken bazı zamanlar elektriğin hiç ulaşamadığı bölgeler de oluyor. Çoğu kırsal kesimde yaşayan yaklaşık 400 milyon insana elektrik sürekli bir biçimde temin edilemiyor. Ülkede jeneratör kullanımı ise oldukça yaygın… Bu şekilde bir nebze de olsa elektrik kesintilerinin önüne geçilebiliyor. Uzun süreli elektrik kesintileri ise aşırı sıcaklıkların da etkisiyle bölge insanına oldukça zor anlar yaşatıyor. Elektrik kesintileri nedeniyle soğutma sistemlerinin -klima, vantilatör vb.- çalışmaması sonucu aşırı sıcaklıklarla mücadele edilemediğinden bölgede vefat eden insanları dahi görmek mümkün oluyor. Orada bulunduğunuz süre içerisinde su kullanımına dikkat etmeniz gerekiyor.

Özellikle içme suyu noktasında ‘mineral water’ dedikleri kapalı şişelerdeki suları alıp kullanmalısınız. Aksi takdirde rahatsızlanma olasılığınız yüksek. Orada bulunduğumuz süre içerisinde çeşme suyunu, içme suyu dışında diğer ihtiyaçlarımız için kullandık ve bu noktada bir problem de yaşamadık. Ancak bu durum bölgeye ve imkanlara göre değişebilen bir şey. Bu nedenle alt kıtada bir bölgede iseniz genelde su kullanımına dikkat etmelisiniz.

Hindistan’da Pakistan’dakine benzer şekilde her yağmur sonrası olduğu gibi yine trafik yoğunluğu bir anda artıyor. Böylelikle caddeler tam bir hengame alanına dönüveriyor.

Rikşalar -bazen de rakşa olarak telafuz ediliyor- mazotla çalışan, üç tekerlekli ve genelde üç kişiye kadar rahat bir şekilde insan taşıma kapasitesine sahip araçlardır. Hindistan’da çoğu bölgede rastlayabileceğiniz bu araçlar, ucuz ulaşım için önemli bir imkandır. Trafikte manevra kabiliyetleri yüksek olan bu araçlarla bazen trafik aşılabilmektedir. Yaklaşık 100-150 rupiye -yaklaşık olarak 65 rupi=1 dolar- yakın birçok yere seyahat edilebilir. Rikşacılar genelde sizin yabancı olduğunuzu anladıklarında normalden daha yüksek fiyatlandırma yapmaktadırlar. Binmeden önce pazarlık yapıp anlaşmanız gerekmekte. Böylece fiyatları da yarısına kadar indirebilir. Tabii bu durumda bile fazla para vermiş olunduğu da bir gerçektir.

Büyük İskender’in Asya seferiyle birlikte Helen kültürünün izlerini de barındıran Hint Alt kıtası, aynı zamanda Perslerin, Türklerin ve İngilizlerin de etkisi altında kalıyor. Ve bu durum doğal olarak tarihi eserlere de yansıyor. Hindistan’daki Taj(Tac) Mahal, Agra Kalesi, Jama(Cuma)Mescidi, Lal Qila(Kızıl Kale) gibi günümüze kadar ulaşan tarihi yapıların birçoğu Türk-Müslüman imparatorluğu olan Babürlülerin döneminden kalmadır.

Hindistan ile Pakistan’ın kahvaltı kültürü birbirine oldukça benziyor; sallama çay ve yumurta… Kahvaltı kültürü, Türkiye’ye kıyasla oldukça zayıftır. Kahvaltılarının özeti, sütlü çay ve soğanlı-biberli omlet… Kahvaltılarında zeytin ve peynir de olmuyor. Tost ekmeği ile kahvaltıyı tamamlıyorsunuz genelde. Yemeklerinde ise baharatı oldukça fazla kullanıyorlar. Baharatlı ya da az baharatlı yemekleri tercihe göre bulmak mümkün… Chicken karahi, Afgani chicken, chicken biryani ve handi –kemiksiz karahi– gibi yemeklerde tavuk etini oldukça fazla kullanıyorlar. Bazen tek bir öğünde biryani yiyorlar. Yemek yerken kaşık-çatal kullanmadan elleri ile yemeyi seviyorlar.

Her ne kadar resmi istatistikler, 200 milyona yakın bir Müslüman olduğunu gösterse de Hindistan’da 300 milyona yakın Müslüman nüfus olduğu belirtiliyor ve Endonezya’dan sonra en çok Müslüman nüfusunun olduğu yerlerdendir.

Hindistan’da Türkiye’nin varlığı yok denecek kadar azdır. Orada bazı Türk firmaları bulunsa da daha etkin olunabilecek ikili ekonomik işbirliklerine ihtiyaç fazladır. T.C. Ekonomi Bakanlığı 2016 verilerine göre Türkiye’nin Hindistan’a ihracatı 652 milyon ABD Doları iken Türkiye’nin Hindistan’dan ithalatı ise 5,7 milyar ABD Dolarıdır. Buradan da anlaşılabileceği üzere ticaret açığımız vardır. Ticaret hacmi ise 6,4 milyar ABD Doları olarak görüntülenmiş olsa da bu durum bizim aleyhimizedir. Ekonomisi yükselen bir grafik çizen bu iki ülkenin güzel bir potansiyele sahipken ticari ilişkilerinin arttırılması gerekiyor. Özetlemek gerekirse; siyasi, askeri ve kültürel açıdan bakıldığında Hindistan ile bağlarımızın zayıf olduğu bir gerçektir. Bu durumun pozitif yönde değiştirilmesi gerekmektedir.