Yazar: Birkan Kemal ERTAN

Özet
İran İslam Cumhuriyeti gerek siyasi gerek dini ve gerek ekonomik bakımdan diğer ülkelere nazaran farklı bir yapıya sahiptir. Dışa kapalılığı yani ülke içindeki siyasi,ekonomik ve toplumsal göstergelerin kısmi olarak paylaşılması veya hiç paylaşılmaması İran hakkında bazı meraklandırıcı sorulara neden olmaktadır.

İran ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri de oldukça önemli meselerden biridir. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri ele alacağımız bu çalışmada genel ekonomik ilişkileri, ekonomik ilişkilerin siyasi ve diplomatik altyapılarına da yer vereceğiz. İşte bu çalışma Farsça kaynaklardan dolaylı olarak yararlanarak İran’ın güncel ve genel ekonomik
göstergelerini öz ve objektif bir dille sizlere sunmaktadır.

İran’ın ekonomik yapısına baktığımızda devlet müdahelesi, ülkedeki çıkar gruplarının sahip olduğu mal ve hizmetler ve bunun yanında da kısmi olarak işleyen bir serbest piyasa ekonomisini görmekteyiz. Kamu harcamalarının etkin olduğu ülkede kısmi olarak işleyen serbest piyasa alanı Cumhurbaşkanı Ruhani döneminde genişletilmeye başlanmıştır.

Ülke ekonomisinin gelirinin büyük çoğunluğu petrol ve petrol yan ürünlerinin ihracaatı oluşturmaktadır. Lakin son 5-6 yıldaki ambargolar ülkenin petroldan kazandığı gelire balta vurmuştur. Petrol fiyatlarının düşmesi de İran’ı petrol ihracaatı bakımından zor bir duruma düşürmüştür. Aynı zamanda OPEC üyesi olan İran 157 milyar varil rezervinin 3.9 milyon varil günlük olarak çıkarttığının 1.4 milyon varilini ihraç etmektedir. IMF’nin ve diğer kuruluşların yayınladıkları raporlar ve ABD ile ilişkilerinin yumuşaması İran’da petrol gelirlerinin artacağını göstermektedir.

Ülkede yüksek enflasyon oranları ülkenin büyük kronik sıkıntılarından biridir. 1985-2017 yılları arasında yaklaşık %20 olan enflasyon ortalaması ülkenin ciddi bir yüksek enflasyon sıkıntısı çektiğini göstermektedir. Yüksek enflasyon özellikle Ahmedinejad döneminde yükselerek dalgalı bir hal almıştır. Ahmedinejad’ın yanlış kamu harcamaları politikaları, popülist söylemleri ve fiyat sübvansiyonları ülkede yüksek enflasyona neden olan sebeplerin başlıcalarıdır. Enflasyon Cumhurbaşkanı Ruhani döneminde tek haneli rakamlara indirilmeye çalışılmıştır. Uygulanan sıkı maliye ve para politikalarıyla enflasyonu indirmek için başarılı olunmuştur. 2016 yılında İran’daki enflasyon oranı ilk defa tek haneye inerek %9.7 olmuştur. Fakat gelecekteki dönemler için enflasyon beklentileri %10-12 arasında seyretmektedir.

İran’da işsizlik ve gelir dağılımın adaletsizliği sorunuda İran ekonomisinin başlıca kronik hastalıklarından birkaçıdır. Ülkede işsizlik oranı son yıllarda %10-12 olsa da verilere çok fazla güvenilmektedir. Gelir dağılımına da incelediğimizde büyük bir uçurum görülmektedir. Halka genel olarak baktığımızda da düşük ve yüksek gelir grubu olarak ayırabilmek çok kolaydır. Orta sınıflaşma oluşamamış,oluşamayan orta sınıf gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve sınıflar arası farkın nedeni olmuştur. Sınıf farkının ve gelir adaletsizliği ne kadar doğal kaynak gelirlerinden elde edilen sübvansiyonlarla engellenmeye çalışılsa da aşırı uçuk fark kapanamamıştır. Sınıf farkını ve gelir adaletsizliği başkentte yerleşim yerlerinin bile ayrılmasına neden olmuştur. Örneğin Tahran ekonomik sınıflar bakımından ikiye ayrılmıştır. Kuzey tarafında yüksek gelirler, güney tarafında ise düşük gelirliler yaşamaktadır.

Sektörel dağılıma baktığımızda her gelişmekte olan ülkede olduğu gibi hizmetler sektörü yüksek paydayı almaktadır. Hizmetler sektörü %57 sanayi sektörü %18 tarım %24 ve petrolün payı da %9 civarındadır. Hizmet sektörü büyük kentlerde tarım sektörü ise kırsal alanlarda yaygındır.

Cari işlemler dengesi olarak ülkenin geçmişini incelediğimizde sürekli fazla verdiğini görüyoruz. Fakat son dönemlerde bu oldukça azalmıştır. Petrol gelirlerini çıkarttığımızda ise ülkenin cari dengesinin açık vermektedir. Bu yüzden petrol İran ekonomisi için önemli bir faktördür.

İran’da uygulanan KDV oranı %9, kurumlar vergisi %25, gelir vergisi ise kişilerin yıllık gelire göre %0, %10 ve %20’dir. Temel gıdalar, tıbbi ilaçlar, tarım ürünleri ve el yapımı halılar KDV’den muaftır. Ayrıca, Serbest Ticaret Bölgeleri ve Özel Ekonomik Bölgelerde 10 ve 15 yıllık vergi muafiyetlerini de görmekteyiz.

Asgari ücret 2017 yılında 9.3 milyon İran riyalidir. ABD doları olarak 245 $ denk gelmektedir. Türk lirasına çevirdiğimizde yaklaşık 930 tl olarak görmekteyiz. Devletin belirlediği 4 kişilik bir ailenin asgari geçim sınırı 661 Amerikan dolarıdır.

Türkiye ve İran Ekonomik İşbirliği

İslam Devrimi sonrası İran ile ekonomik ilişkiler Turgut Özal döneminde başlamıştır. Turgut Özal ile gelen liberal ekonomik politikalarda ülkenin dış ekonomik ilişkilerini de etkilemekle beraber Türkiye’nin dış ticarete kapsamlı olarak atıldığı dönemdir. Bu dönemde ekonomik ilişkiler “karşılıklı bağımlılık” anlayışıyla yapılmaya çalışılmıştır. Özellikle İran ve Türkiye arasında “karşılıklı bağımlılık” anlayışını çok net bir biçimde görebiliyoruz. Örneğin İran doğal kaynaklar açısından çok zengin bir ülke olmasına karşın Türkiye özel tüketim malları açısından önemli bir yere sahiptir.

1985 yılında kurulan “Ekonomik İşblirliği Örgütü” Turgut Özal’ın İran ve Pakistan ile kurmak istediği ekonomik işbirliğini gözler önüne sermektedir. Örgüt ne kadar başarısız olsa da adı geçen üç ülke bakımından işbirliği girişimi oldukça o dönem için önemli gözükmektedir. Petrol krizinin meydana gelmesiyle değişen dünya sistemi küreselleşmeyi de beraberinde getirmiş ve ülkeleri zorunlu olarak dışa açmıştır.

Turgut Özal ile başlayan İran ile ekonomik ilişkiler dönemsel olarak ekonomik, siyasi ve dini yapıdan dolayı sekteye uğrasa da iki ülke arasında ekonomik işbirliği tekrardan düzelme eğilimde olmuştur. Ekonomik işbirliğinin sekteye uğramasının en temel nedeni olan iki ülkenin siyasi politikalarını görmekteyiz. Ortadoğunun iki lideri olarak tanımlanan iki ülke arasında söz konusu siyasi sorunların çıkması oldukça doğal olarak çıkmaktadır.

Turgut Özal döneminde başlayan ekonomik ilişkiler “Ekonomik İşbirliği Örgütü” aslında Türkiye’nin Avrupa ve ABD’ye bağlılığını azaltmanın bir yoluydu. Fakat bu 1990 koalisyon yıllarında ekonomik işbirliği bozulmaya başlamıştır.Türkiye – İran arasında çıkan siyasi problemler ekonomik işbirliğini de sekteye uğratmıştır. 90’lı yıllarda bozulmanın temel nedenlerini Türkiye’nin İran’ı pkk’yı desteklemekle suçlaması ve İran’ın “Halkın Mücahitleri Örgütü”nün işlediği cinayetler olarak gösterebiliriz. Ayrıca laik bir devlet olan Türkiye için İran tehlikeli bir ülke durumundaydı. Çünkü İran’ın anayasasında da yazdığı üzere “İslami devrimin ihracı” laiklik ideolojisi için büyük bir sorundu. Necmettin Erbakan’ın önderliğindeki Refahyol hükümetinin İran’a yakınlaşması ve ümmetçi bir politikası izlemesi de Refah Partisi iktidardan uzaklaştırmış 28 Şubat’ın cereyan etmesine neden olmuştur. İran tehdidi ile İslamcı gruplar bastırılmaya çalışılmıştır. Bu gibi siyasi sorunlar iki ülke arasındaki ticaret hacminin düşmesine neden olmuştur. İki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi bu yıllarda 1 milyar doların altında seyretmiştir.

2000’li yıllara gelindiğinde AK Parti, Turgut Özal’ın uyguladığı politikaları daha da geliştirip ve aktifleştirerek uygulamıştır. Siyasi yapıların farklılığı sonucunda ortaya çıkan sorunlar bir kenara atılarak yeni bir dönem başlatılmıştır .Türkiye İran’ı uluslararası sahalarda destekleyerek ekonomik işbirliğinin alt yapısı uluslararası siyaset ve diplomasiyle hazırlamaya çalışmıştır. İki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2008 yılında 10 milyar dolara ulaşmış. 2012 yılında ise en yüksek rakam olan 22 milyarı görmüştür. Lakin Suriye İç Savaşı, İran’ın devrim ihracı gibi konular iki ülke arasındaki ilişkileri geriletmiştir. Fakat 90’lı yıllardaki gibi ani gerilimler olmamıştır.İki ülkede ekonomik işbirliğinin kopmaması konusunda ihtiyatlı davranmaktadır.

Tablolar ile İki Ülke Arasındaki Ticaret

İran ve Türkiye Ortadoğu’nun iki merkezi ve güçlü ülkesidir .Fakat buna rağmen iki ülke arasındaki ticaret hacmi ülkelerin hedefleri ve kapasitelerine göre oldukça düşüktür. İki ülke ne kadar ekonomik işbirliği arttırmak istese de karşılarına bazı siyasi ve ideolojik sorunlar çıkmakta ve bu sorunlar sonucunda taraf olan iki ülkenin ekonomik işbirliğine balta vurmaktadır.

1980’li yıllarda Türkiye ve İran arasındaki ticarete baktığımızda Türkiye’nin dış ticaretteki toplam payın 1985 yılına kadar yüksek olduğunu 1983 yılında ise %15 in yukarısında olduğu görebiliriz. İran’ın Türkiye’nin ihracatında yüzde 13,54; ithalatında ise yüzde 11,18’lik bir paya sahip olduğu, buna karşılık İran’ın ihracatında Türkiye’nin payının yüzde 8,96; ithalatında ise yüzde 9,29 olduğu görülmektedir. 90’lı yıllarda da iki ülke arasındaki ticaret hacminin düşük olduğuna işaret etmiştik. Düşük ticaret hacmi AK Parti iktidarından sonra katlanarak yükselmiştir. Lakin 2010’lu yıllarda ABD’nin Türkiye üzerine baskısı ve İran’a ambargosuyla beraber ticaret hacmi dalgalanmıştır. İki ülke arasındaki ticaret İran tarafından petrol ve petrol ürünleri Türkiye’den ise altın ihracıyla idame ettirilmiştir.

Ambargo ile artan baskılarda iki ülke ambargoyu ve yaptırımları tanımayarak ticaretlerine devam etmişlerdir. Ama 2012 yılından itibaren ticaret hacmi miktar olarak düşmüştür. 2012’den sonra ticaret hacminin düşmesine neden olarak aşağıdakiler gösterebilir:

-ABD’nin İran’a ambargosu,ABD’nin Türkiye’ye baskıları ve ABD tarafından çıkarılan tek taraflı yaptırımlar.
-Suriye İç Savaşı’nda iki ülkenin farklı ideolojilere ve politikalara bağlı olması.
-2008-09 ekonomik krizinden sonra Türkiye’nin eski ekonomik performansını yakalayamaması.

Aşağıdaki “Tablo Ekleri” ile İran ve Türkiye arasındaki ticaret istatistikleri ve iki ülke arasındaki ekonomik işbirliği görebiliriz:



REFERANSLAR
1) Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün 30. YılındaTürkiye-İran Ekonomik İlişkileri – SETAV Yayınları –
Kemal İNAT – TEMMUZ 2015
2)İran’da Enflasyon Sorunu – İran Araştırmaları Merkezi – Murat ASLAN
3)T.C. Ekonomi Bakanlığı Resmi İnternet Sitesi
https://www.ekonomi.gov.tr/portal/faces/home/disIliskiler/ulkeler/ulke-detay/%C4%B0ran/ekonomikgorunum?_
adf.ctrl-state=169bjv1l4p_5&_afrLoop=6474107193213376#!
4)TUİK Resmi İnternet Sitesi (Türkiyenin Yıllara ve Ülkelere Göre İhracaat ve İthalat Tablosu)
5)IMF İran Raporu 2017 yılı Şubat ayı