Yazar: Ozan Dur

Gezi kültür ve Tarih Derlemesi
Ben gezi yazısı kaleme almak istiyorum. Çünkü şehirde kendi gördüğümüz ve edindiğimiz tecrübenin bizden sonra oraya gidecek olan kardeşlere yol göstermesini istiyorum. Bunun içinde özelde Hayfa’nın tarihi kültürü hakkında bahsettikten sonra Hayfa’da gezilecek yerlerden bahsetmek istiyorum.

Biz İbranice eğitimimizi Hayfa Üniversitesinde aldık. Bu Üniversite meşhur Karmel dağının tepesinde bulunuyor. Bu Karmel dağı Hayfa’nın silüetini çok değiştiriyor ve oldukça da güzel bir dağ. Bu dağın neredeyse en tepesine kurulan bu Üniversite bizle birlikte yurt dışından gelen öğrencilere yoğunlaştırılmış bir şekilde İbranice eğitimi verdi. Yazları yoğunlaştırılmış İbranice kursu demek olan Ulpan Kursları var. Buradaki kurslara katılmadan önce bir sınav yapıyorlar. Yaklaşık 120 soru bulunan bu sınavda gösterdiğin başarı sonrasında gireceğin sınıfı belirliyorlar. Ayrıca sınav bitiminde sizin konuşmanızı tespit etmek amacıyla orada bulunan görevli sizinle konuşmaya çalışıyor ve rapor yazıyor hakkınızda.

Derslerimiz genelde sabah 9 öğlen de 1 arasında sürüyordu.  Hoca zamana oldukça riayet ediyordu ve derste çeşitli aktiviteler yapıyorduk.

Üniversite’de yapılan faydalı faaliyetlerden biriside Homework Club dedikleri ve ev ödevlerinin yapıldığı bir zaman tayin etmeleriydi. O zaman diliminde örneğin haftada birkaç gündü ve saat 16.00- 18.00 arası felan sürüyordu. Ana dili İbranice olan görevliler başımızda duruyordu ve bize anlamadığımız yerde yardımcı oluyorlardı. Ayrıca bu programda ücretsiz kahve ve içeçeğin yanı sıra bazı kekler, kurabiyeler vs veriyorlardı. Diğer bir güzel uygulamaları bazı günler pratik yapabilmemiz için 1 saatlik konuşma kursları açıyorlardı.

Hayfa’nın Tarihine Kısa Bir Göz Atış:

Birazda Hayfa’nın tarihinden bahsettikten sonra gezilecek yerleri sizlere anlatmak istiyorum. Hayfa’nın ismi Talmud’ta sıklıkla geçse de isme Tevrat’ta rastlanılmaz. Roma ve Bizans kaynakları ise burada çok karadut yetiştiği için buraya karadut manasına gelen Sycaminum adını vermişlerdir. Tespit edilen Hayfa’ya yapılan ilk yerleşim yeri m.ö 14. Yüzyılda Kenaniler tarafından gerçekleşmiştir. Şehrin ismine uzun süre kaynaklarda yazılan eserlerde rastlanmazken 1046’da Nasır-ı Hüsrev yazdığı eserde Hayfa’dan söz eder. Şehirin kaderi tarihte Akka’nın kaderine bağlıydı. Akka düşerse Hayfa’yı da ele geçiriyorlardı. 1100’de haçlılar şehri ele geçirdiler. Selahaddin Eyyübi daha sonrasında burayı ele geçirdi. Tekrar haçlıların eline geçti. Sultan Baybars ise tekrar buraları geri aldı. 1291’de tekrar şehir haçlıların eline düşen şehri Sultan el-melikü’l-eşref aldı. Bu memluk hakimiyeti döneminde şehir terk edildi ve bir harabe görünümü aldı. Osmanlılar 1516’da buraya geldiler ve şehri harabe halde buldular. Osmanlılar Hayfa’yı “Küçük Malta” diye nitelendirdiler. Şehir 17 ve 18. Yüzyıllarda iyice gelişti ve uğrak bir mekan haline geldi.

Bir dönem Hayfa Osmanlılara isyan eden Zahir tarafından ele geçirildi ve bir süre o yönetti. Bu dönemde burada yaşayan Hristiyanlar Karmel dağında deyrikermil’i kurdular. Karmel dağı literatürümüzde hem Kermil dağı diye hem de Karmel dağı diye isimlendirilmektedir.

Hayfa 1799 yılında Fransızlar tarafından ele geçirildi ve daha sonra 1831’de Kavalalı’nın oğlu İbrahim paşa Hayfa’yı ele geçirse de geri vermek zorunda kaldı. Bu tarihlerde Hayfa’nın öne çıkmasını sağlayan bir durum oldu. Akka limanı kullanılamaz hale geldi. Akka kullanılamaz olunca Hayfa’nın önemi artmaya başladı. Bu tarihten itibaren birçok Yahudi Hayfa’ya göç etmeye başladı. Göç edenler tarımla uğraşmaya başladılar. Bölgeye yerleşen diğer bir grup Bahailerdir. Bahai Garden’in Hayfa’da bulunması tesadüfi hiç değildir. 19. Yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı kaynaklarına göre Hayfa’nın nüfusu 6 bin kişidir. Bunların çoğu da Müslümandır.

1918 yılında İngilizler Hayfa’yı işgal ettiler. 1922 yılında yapılan sayımda Müslümanların nüfusu ile Hristiyanların nüfusu neredeyse aynıdır. Yaklaşık 25 bin nüfusu vardır mezkur tarihte. 10 bini yaklaşık Müslümanlardır. 1945 yılında ise şehrin nüfusu artan göçler sonucunda 135 bine ulaşmıştı bile ve Müslümanlar bu sefer azınlık durumuna düşmüşler 3’te 1 lik bir nüfusları kalmıştı Hristiyanlar ve Yahudiler karşısında. 1992 yılında 250 bine ulaşan şehrin nüfusunun yaklaşık 25 bin kadarı Müslüman’dı. DİA’dan aldığımız bu güzel bilgilerden Hayfa’nın genel tarihine göz atmış olduk.  Anlaşılan o ki ülke sürekli el değiştiren bir konumda ve 19. Yüzyıldan itibaren de sürekli Müslüman nüfusunun azaldığı ve buna nispetle ecnebi nüfusunun arttığı bir konuma yükselmiştir.

Hayfa’da Gezilmesi Gereken Turistik Mekanlar

İlk Önce Bahai Garden’den bahsetmek istiyorum. Karmel dağının eteklerine yapılan bu muazzam derecede büyük yapı oldukça işlektir. Hayfa’da çok Bahai bulunmasa da Bahai Garden’ın burada bulunmasının tarihten gelen sebepleri vardır. Dünya üzerine dağılmış halde bulunan Bahailerin 1986 yılında yapılan istatistiğe göre 4 milyon civarında olduğu söylenir. İran’da neşet eden Bahailer zamanla tehlikeli bulunduğundan İran’dan sürgün edildiler. 1844 yılında Mirza Ali Muhammed ilk olarak kendisini Bab yani kapı olarak ilan etti. Bab demesindeki mana ise kendisinin Mehdi’ye açılan kapı olduğunu söylüyordu. Daha sonra ise kendisinin Bab değil bizzat Mehdi olduğunu söylemeye başladı. İran’ın büyük şehirlerinde Bahailiği anlatmaya başladı. Bu hareket giderek tehlikeli bir hal aldığından 1850 yılında İran Şah’ı Nasireddin Şah tarafından kurşuna dizilmesi emredildi.

 

2017 Hayfa Bahai Garden gezimiz sırasında çektiğim fotoğraf

Resimde de görüldüğü üzere çok merkezi bir konumda ve görünüşü de oldukça güzel. 1817 yılında İran’da doğan Bahaullah 35 yaşına gelince haşa Allah tarafından peygamber olarak seçildiğine inanılıyor. 1868 yılında Akka’ya sürgün olarak gönderildi. 1892 yılında ise yine bu coğrafya’da vefat etti.

Bahai bahçesinin merkezinde Bab’ın mezarı bulunur. Merkezden yukarıya doğru 9 teras ve aşağıya doğru da 9 teras bulunur. Doğu tarafında Bahai idari mekanlar ve onun aşağısında bazı mezarlar bulunur. Bab’ın mezarı Bab’ın oğlu Abdülbaha tarafından yapıldı. 1949 yılında Abdülbaha’nın büyük torunu Şevki Efendi Bab’ın makamını altın kaplama ile kapattı. Yapının tamamlanması 11 yıl sürmüş ve 2001’in Mayıs ayında tamamlanmıştır. Bu yapının Bahailerin kendi bağışlarıyla yapıldığı söylenmektedir.

Bahailerin en önemli ve en mühim idari binaları ise yine bu bahçelerde yer almaktadır. Orada bulunan Yüce Adalet Evi yunan mimarisine göre 19. Yüzyılın sonlarında inşa edilmiştir. Yüce Adalet Evi Bahailerin en üst idari mekanıdır. Ayrıca burası kutsal Bahai yazılarının incelendiği çevrildiği bir yerdir ve uluslarası bir de Bahai kütüphanesi bulunur. Ayrıca Bab’a ait bazı eşyaların yazıların da bulunduğu yerdir. Adalet evinin aşağısında bulunan mezarlıkta Bahaullah’ın eşi, oğlu, gelini gibi kimselerin bulunduğu adet mezardır.

Her yıl binlerce Bahai bu mekanlara gelirler ve hac ibadetlerini yerine getirirken ayrıca bu mekanda dua da ederler.

Bahai bahçelerinden bu kadar bahsettikten sonra görülmesi gereken diğer mekanlara geçelim.

Bu cami Hayfa’da bulunan Ahmediyye cemaatine aittir. Gitmeden haklarında ayrıntılı bir çalışma yapabilirsiniz. (https://en.wikipedia.org/wiki/Ahmadiyya) buradan Ahmediyye cemaatiyle ilgili ön bilgi elde edebilirsiniz.

Ben oraya gittiğimde koloninin uzaktan fotoğrafını çekmeyi unutmuşum. Şimdi size neden bu kapının fotoğrafını çektiğimi anlatayım.

Bu kapının üzerinde yazan yazı çok önemli olduğu için bu fotoğrafı çektim. Kapının üzerinde aşağı yukarı şöyle yazıyor. “Eğer seni unutursam Kudüs, sağ elimi unutayım.” (İf I forget you Jerusalem, may my right hand forget its skill”)

Bunların dışında Hz. İlyas’ın ve diğer peygamberin resimlerinin ve heykellerinin bulunduğu bir manastırdan bahsetmiştik. O manastırın ismi Stella Maris Carmelite Monastery’dir. Burada teleferikle çıkılabilir. Hayfa’da ayrıca Mane Katz Museum bulunmaktadır. Özellikle sanat ile ilgilenen arkadaşlarımız varsa kesinlikle buraya uğramalıdırlar.

Diğer bir tavsiyemiz Ursula Malbin Scuplture Park’dır. Bu parkda bronzdan yapılmış olan heykeller vardır. Bir numune gösterelim.

Kendisi bir Alman olan Ursula Malbin bunları kendisi yapmıştır. İlgililerini beklemektedir.

Diğer bir gezilecek yer İsrail’in 1913 yılında kurduğu İsrail’in ulusal teknolojik, bilimsel ve uzay müzesidir. Bu müzenin de ilgililerince gezilmesinin doğru olduğunu düşünüyoruz.

Müzenin içerisinden bir kare. Bu müze de gidilmeye ve görülmeye değer müzelerdendir.

Diğer gezmenizi tavsiye edeceğimiz yer Kayserya adı verilen bölgedir. Bu bölge Hayfa’dan Tel Aviv’e giden ikamet üzerinde bulunur.

Tarihi M.Ö 4. Yüzyıla kadar uzanan bu yapı Fenikeliler döneminden bize kalan eşsiz bir hatıradır. Bu da ilgilisini bekler ve gidilmeye değer yerlerdendir.