Yazar: Hasan Özcan

5 Temmuz 2017 de başlayan Pakistan seyahatimiz 27 Ağustos 2017 de sona erdi. Bu süre zarfında Pakistan’da çeşitli deneyimlerimiz oldu. Yaklaşık 2 aylık bir süre zarfında Pakistan’ın muhtelif şehirlerinde bulunduk. Bu şehirlerde her kesimden insanın yaşayış tarzına şahit olduk ve bunları gözlemledik. Pakistan halkının günlük eylemlerini ve genel zihniyetini tanıdık.

İşte bu amaçla Pakistan ve Pakistan halkını anlatmak ve bu konuda fikir sahibi olmak isteyen arkadaşlar için gezi yazısı yazıyorum. Bu yazıda gezdiğimiz şehirleri, kurs aldığımız okulun ortamını, halkın günlük yaşamını, ülkenin iklimi ve havasını, gezdiğimiz turistik yerleri, yerel halkla olan iletişimimizi ve daha birçok şeyi anlatmaya çalışacağım.

İlk olarak İstanbul’dan varış noktası olarak yola çıktığımız ve Pakistan hayatımızın büyük bir kısmına ev sahipliği yapan Lahore şehri ile başlıyorum.

LAHORE

Dediğim gibi Pakistan seyahatimizin büyük bir bölümü Lahore’da geçti. Dolayısıyla doğal olarak birçok anımız ve yaşanmışlığımız oldu. Bu sebeple ilk olarak Lahore’u anlatmak istedim. Penjap eyaletinin başkenti olan Lahore şehri Pakistan’ın en yoğun nüfuslu bölgelerinden biri. Yaklaşık 12 milyon nüfusu olan bu şehirde doğal olarak sosyal hayat çok canlı.

Toplum Yapısı

Şehre ilk ayak bastığımızda gün henüz doğmamıştı. Üniversiteden bizi karşılamaya gelen görevliyle birlikte kalacağımız eve doğru yola çıktık. İşte Lahore ile ilgili ilk izlenimlerim eve gidiş yolunda oluştu. Yolda giderken henüz sabahın erken saatleri olmasına rağmen insanlar dükkanlarını açmaya başlamıştı bile. Bu dükkanların yapısı çok ilginçti. Çünkü bir oto tamircisi dükkanı ile bir bakkal dükkanının farkının ilk bakışta anlaşılması mümkün değildi. Ayrıca kullandığımız yolun etrafında bulunan kaldırımlarda insanların kimseye aldırış etmeden uyuduğunu görünce şaşkınlığım daha da arttı. Pakistan halkıyla ilgili ilk fikirlerim bu anda oluştu ve bu insanların rahat mizaçlı bir dünyaları olduğunu düşündüm.

Halkın yaşam tarzına ve sosyal hayatına değinecek olursak aile kavramı Pakistan halkı için çok önemli. Zira bir evde yaşayan birey sayısı bize oranla çok fazla. Bu evlerin dış görünümleri ise biraz karmaşık. Çünkü Pakistan’da mahalle değiştirdiğimizde dahi yaşam standartlarının hemen değiştiğini görüyoruz. Bir mahallede müstakil, bahçeli ve çok katlı evler görürken, başka bir mahallede barakadan bozma, derme çatma kulübeler görüyoruz. Bu durum bizim için olmasa bile Pakistan halkı için normal bir durum. Bunun sebebi ise ülke genelinde olduğu gibi gelirin adaletsiz bir şekilde dağıtılması. Bu paylaşım o kadar adaletsiz boyutlara varmış ki halkın büyük bir çoğunluğu bir günün sonunda karnının doymasına şükredecek duruma gelmiş. Bu durum insanın aklına ilk olarak ortalama maaş oranlarını getiriyor. Üniversite hocamızdan edindiğimiz bilgiye göre bir bireyin emekli maaşı 5.000 rupi. Yani dolar olarak düşündüğümüzde yaklaşık olarak 50 dolara tekabül ediyor. Bu maaşa bir insanın yaşamını sürdürmesi mümkün olmadığı için emekli olan insanlar başka işlerde çalışarak yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyor. Başka bir örnek verirsek ülkede en yüksek maaşlı öğretmen maaşı 20.000 rupi yani yaklaşık 200 dolar. Diğer ülkelerle ve kendi ülkemizle karşılaştırırsak bu miktar gerçekten fazla düşük kalıyor.

Lahore’un etnik yapısına göz atacak olursak halkın büyük bir kısmı Penjap alt kimliğine sahip. Bu insanlar kendi aralarında Penjap yerel dilini konuşuyor. Urduca ile karşılaştıracak olursak urdu diline göre daha hızlı konuşulduğunu söyleyebiliriz. Ancak birçok kelime aynı şekilde kullanılıyor Penjap dilinde.

Eğitimde ise Pakistan gözle görülür bir şekilde geride kalmış. Halk arasında okuma yazma oranı % 50’lerde seyrediyor. Yine diğer ülkelerle kıyasladığımızda bu oran çok düşük. Devlet ve özel okullarda eğitimin dili Urduca ve İngilizce olarak belirlenmiş. Orta yaş üstü sınıfa baktığımızda İngilizce bilme oranı düşükken genç nüfusta İngilizce bilme oranı çok daha yüksek. Bunun sebebi ise dediğim gibi okullarda İngilizce eğitim verilmesinden kaynaklanıyor. Hatta burada bir anımı paylaşmak isterim. Bir mescitte kuran dersi alan öğrencileri ziyaret etmiştik. Burada 9 yaşında bir talebe ile tanıştım. Kendisi ile olan sohbetimi Urduca olarak sürdürürken ona İngilizce bilip bilmediğini sorduğumda bana İngilizce konuşabildiğini söyledi. Nerede öğrendiğini sorduğumda ise bana okulda öğrendiğini söyledi. Eğitimde geri kalmasına rağmen Pakistan eğitiminin İngilizce öğretebilmesinin büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum. Diğer yandan bir rikşaya bindiğimizde sürücünün İngilizce bildiğine pek rastlamadım doğrusu. Nesiller arasında bu denli kültür farkı olması aslında Pakistan’ın nasıl bir büyüme amacı taşıdığını gösteriyor sanırım.

Toplumun bize, yani Türklere olan bakış açısından söz etmek istiyorum biraz. Pakistan’a gitmeden önce her sohbet ortamında iki ülke arasındaki kardeşlik ve dostluğun ne kadar eskiye dayandığını ve Pakistan insanının Türklere karşı ne kadar büyük bir sevgi ve hürmet beslediğini konuşuyorduk. Ancak bu durumu henüz tecrübe etmemiştik tabiî ki. Pakistan’a gittiğimiz zaman halkın Türklere olan bakış açısını yerinde gördük. Öncelikle halk Türk halkına ve Türkiye’ye karşı derin bir sevgi ve muhabbet duyuyor. Halk bizim Türk olduğumuzu öğrenince çok mutlu oluyor. Bu mutluluk ifadesini görmek için bile Pakistan’a gidilebilir.

Bu anlattıklarımı birkaç anımla pekiştirmek isterim. Bir gün arkadaşlarla birlikte hayvanat bahçesine gitmek üzere yola koyulduk. Kullandığımız aracın şoförü Türkiye’den geldiğimizi öğrenince bize iki ülke arasındaki kardeşlikten söz etti. Daha sonra yol ücretini vermek istediğimizde de bizden ücret almak istemedi. Kendilerinin misafiri olduğumuzu ve bu sebeple para kabul edemeyeceğini söyledi. Paradan ziyade bize karşı sergilediği bu nezaket örneği bizi çok mutlu etti.

Biz arkadaş ekibi olarak Emporium isimli alışveriş merkezine sıkça gittik. İhtiyaçlarımızı genellikle bu alışveriş merkezinden sağladık. Günlerden Cuma günüydü. Ve yine Emporium’a geldik. Lakin güvenlik görevlisi bize bugün aile günü olduğunu bu sebeple içeri giremeyeceğimizi söyledi. Buna karşılık bizde Türkiye’den geldiğimizi görevlilere anlattık. Bunun üzerine bizi bir yasak olmaksızın içeri aldılar.

Çevre

İlk olarak yaşadığımız ve okulumuzun bulunduğu çevreden bahsetmek isterim. Avantaj mıdır yoksa dezavantaj mıdır bilinmez ama üniversite ile kaldığımız ev arasında yaklaşık 3 dakikalık yürüme mesafesi vardı. Bu sebeple okula ulaşım konuşunda sıkıntı yaşamadık. Kaldığımız yer Revenue Society olarak isimlendirilen site benzeri bir yerleşim yeriydi. Genellikle çok çocuklu ve orta sınıf mensubu kişilerin yaşadığı bir yerleşim yeriydi. Kaldığımız mahallede bulunan evler müstakil ve bahçeli evlerdi. Ayrıca bu site şeklinde örgütlenmiş yerleşim yerinde sokaklar bulunmaktaydı. Sokakların kesişim noktalarında ise barikatlar mevcuttu. Gecenin ilerleyen saatlerine doğru bu barikatlar kapatılıyordu. Böylelikle site Society içerisinde araba kullanımı sınırlandırılmış oluyordu. Bunun sebebini sorduğumuzda güvenlik açısından bu uygulamanın olduğunu söylediler.

Üniversite ise geniş bir alana kurulmuş bir kampüstü. Kampüsün orta alanında büyük bir çim saha vardı. bu sahada öğrenciler Pakistan’ın milli sporu olan Kriket oynuyordu. Buradan hakkını vermek isterim ki çimler gerçekten çok bakımlıydı. Zaten Pakistanlıların önem sırasında çim bakımı ön sıralarda kendine yer buluyor.

Şehrin genel havasından bahsedersek Lahore gerçekten dünyada yeşil alan bakımından önde gelen şehirlerden olabilir. Birçok yerde ağaç ve yeşillik alanla karşılaşmak mümkün. Devlet üniversitesinin bulunduğu alan, yollar vb birçok yerde ağaçlara rastlamak mümkün.

Ancak şehirleşme oranının yeterli düzeyde olduğunu söylemek imkansız. Şehir iki bölümden oluşuyor. Eski Lahore ve Yeni Lahore. İlk olarak Eski Lahore’dan bahsedeyim. Burası şehrin en eski bölgesi. Tarihi ve turistik yerler burada bulunuyor. Ancak gürültü ve ses kirliliği hat safhada Eski Lahore’da. Bu sebeple yaşamak çok zor. Zaten Yeni Lahore’un inşa edilme sebebi de buradan geliyor. Yeni Lahore daha modern caddelerin, sokakların ve alışveriş merkezlerinin olduğu bir yerleşim birimi. Eski Lahore hala hareketli bir yer. Çünkü burada her şeyi bulabileceğiniz pazarlar ve dükkanlar mevcut.

Tabii doğal olarak Yeni Lahore daha taze bir yerleşim yeri olduğu için binalar ve evler daha modern tarzda yapılmış diyebiliriz. Ancak daha önce belirttiğim gibi mahalleden mahalleye evlerin mimarilerinin değiştiğini düşünürsek sırt sırta vermiş bir villa ve kulübe görseniz bile şaşırmasınız Pakistan’da. Zira daha önce adı geçen Emporium alışveriş merkezinin önünde bulunan alanda insanlar hayvanlarla birlikte yaşam mücadelesi veriyorlardı. Yol kenarlarında biriken çöplerin arasında yaşanılan bir hayatları var bu insanların. Çatısı bile olmayan kulübelerde akıtan damlar altında yaşıyor insanlar.

Ulaşım ve Altyapı imkanları

Pakistan coğrafi olarak engebeli ve düz bölgelere sahip bir konumda yer alıyor. Engebeli ve dağlık bölgelerinde nüfus yoğunluğu daha az. Ülkenin düz olan kısımlarına yani Lahore, Karaçi vb şehirlerinde nüfus yoğunluğu oldukça fazla. Bu şehirlerin düz yapıda olması halka ulaşımda avantaj sağlıyor. Çünkü Pakistan trafiğini oluşturan öğelere baktığımızda at arabası, eşek arabası, rikşa, çinçin ve düşük devirli motorlar görüyoruz. Doğal olarak engebeli bir yerde bu araçları kullanmak sıkıntı yaratırken bu şehirlerdeki düz arazi yapısı bu araçların kullanımını mümkün kılıyor.

Yukarıda bahsettiğim gibi trafikte çok çeşitli araçlar kullanılıyor. Bu durum hem trafik yoğunluğunu hem de hava kirliliğini etkiliyor. Halkın büyük bir çoğunluğu rükşa denilen 3 ile 5 kişi arasında insan taşıyabilen araçlar kullanıyor. Bu rikşalar Pakistan halkının ulaşımında önemli bir yere sahip. Zira Lahore yaşantımızda rikşalar bizim de temel ulaşım aracımız oldu. Yüzlerce kez kullandığımız bu araçtan biraz söz etmek istiyorum. Rikşalar genellikle tüple ya da benzinle çalışıyor. Bu sebeple havayı kirletme yarışında ön sıralarda yer alıyor bu araçlar.

Bir gece kaldığımız eve dönerken kullandığımız rikşanın benzini bitti ve istasyona kadar itmek zorunda kaldık. Şunu belirtmelim ki hafif görünmesine rağmen bu araçları itmek gerçekten zor.

Motorlar da trafikte fazlasıyla yer sahibi. Bu motorlar tek tip şekilde satılıyor. Hatta renkleri bile aynı. 4 kişilik bir aileyi bir motor üzerinde görürseniz şaşırmamalısınız. Kadını erkeği genci yaşlısı bu motorlarda birlikte seyahat edebiliyor. Bu denli küçük motorlara bu kadar çok kişinin sığabildiğini görmek çok ilginçti doğrusu.

Şehrin altyapı imkanlarından bahsetmek gerekirse hükümetin ve devletin altyapı gelişimine önem verdiğini söylemek çok güç. Şehrin kanalizasyon sistemi çok zayıf. Bu zayıflığı yağmur yağdığında anlıyorsunuz. Muson ikliminin etkilerinin görüldüğü tarihlerde yağan şiddetli yağmur yolların anında su basmasına sebep oluyor. Yağmurlu bir günde Hafiiz Center adı verilen teknoloji merkezine giderken yağmurdan dolayı yolları sel basmıştı ve bu sebeple yaklaşık yarım saat trafikte vakit kaybettik.

Sel ile ilgili bir örnek daha vermek gerekirse üniversitemizden bahsetmek isabetli olacak. Yağan aşırı yağmur sebebiyle üniversitenin çatısının akıttığına çokça şahit olduk. Ayrıca kampüsün içinde biriken su birikintileri de şaşırılacak bir durum değildi bizim için. Hatta bu su birikintilerini temizlemek için yeni bir iş kolu oluştuğunu bile gördük. Bunu açıklamak gerekirse yaklaşık 10 kişilik bir ekibin sadece yağmur sularını temizlemek için üniversite tarafından işe alındığını söylersem açıklayıcı olur herhalde.

Diğer bir altyapı kolu olan temizlik sorununa değinelim biraz. Temizlik konusunda hükümetin çok fazla çaba göstermediğini söylersek yanlış olmaz. Şehirde çöp konteynır vb. çöp toplama araçlarının nadir bulunduğunu görüyoruz. Bu sebeple insanlar çöplerini yerlere atıyor ve bu sebeple etrafta çöp birikintileri oluşuyor. Bu birikintiler zamanla kötü bir kokuya dönüşüyor. Çöp toplama işini genellikle bir Türk şirketi yapıyor. Caddelerde gezerken o şirketin çöp araçlarına rastlamak mümkün.

Lahore’da toplu taşıma kültürü pek gelişmemiş. Otobüsler ulaşımda kullanılıyor ancak otobüs sayısındaki yetersizlik sebebiyle pek etkin bir şekilde kullanılmıyorlar. Taksi anlayışı da farklı Lahore’da. Yerel olarak taksicilik anlayışı yok. Albayrak isimli türk şirketinin taksileri mevcut. Ayrıca yeni yeni kullanılmaya başlanan Uber isimli uygulama giderek yaygınlaşıyor Lahore’da. Bizde ulaşmımızı sağlarken en çok rikşa ve Uber’den faydalandık.

Ülkenin iklimi

2 aylık süreçte bizi en çok zorlayan etmenlerden birinin iklim olduğunu söylersek yanlış olmaz. Pakistan genel olarak sıcak ve nemli bir ülke. Sıcakla birlikte nemin olması günlük yaşamda zorluklar meydana getiriyor.

Havaalanından ilk açık havaya çıktığımızda nefes almakta zorluk çekmiştik. Çünkü solunulan hava o denli sıcak ki insanın ciğerlerini yakıyor. Sıcağın olumsuz tarafı bir yana muson ikliminin etkili olduğu tarihlerde Pakistan’da bulunmak büyük şans. Çünkü yağan yağmurla birlikte serin bir rüzgar ortaya çıkıyor. İşte o zaman yerel halk yağmurun altında ıslanmaktan çekinmiyor.

Yemek kültürü

Pakistan’ın yemek kültürü ile ilgili söylenebilecek çok şey var. Halk çoğunlukla tavuk ve koyun etini yemeklerde kullanıyor. Dana ve sığır eti kullanımı yaygın değil Pakistan’da. Özellikle tavuk, yemeklerin baş tacı olmuş burada. Tabii bunun yanında kullanılan soslardan da bahsetmek lazım. Tavuk veya koyun yemekleri sossuz olmaz tabii. Acı ve çok lezzetli olan bu soslar her yemeğin olmazsa olmazı.

Ben acıya tahammül edebilen bir yapıya sahip değildim. Ancak ilerleyen günlerde yemeklerin acı soslarına alıştım ve zorlanmadan yedim. Zaten yemeklerin lezzeti acı konusunda tolerans göstermede önemli bir etken benim için.

Ayrıca Lahore’da yavaş yavaş yemek kültürünün değiştiğini söylersem yanlış olmaz. Yerel yemeklerin tüketildiği restoranların dışında batı tarzında hizmet veren restoranların sayısı giderek artıyor. Hızlı yemek anlayışı Pakistan’a kadar gelmiş. Gerek hareketli caddelerde gerek alışveriş merkezlerinde batı tarzı restoranlar hizmet veriyor. Hizmet vermesinin yanında halkın da bu restoranları tercih ettiğini söylemek mümkün.

Turistik Yerler

Pakistan’da geçirdiğimiz zaman içinde birçok turistik mekanı ziyaret etme fırsatımız oldu. Bu mekanlar hakkında olumlu olduğu kadar olumsuz eleştirilerim de olacak. İlk olarak Lahore’da ziyaret ettiğimiz turistik yerlerden başlayalım.

İlk gezdiğimiz yerlerden biri Badshahi Mosque ile başlayalım. 1671-1673 tarihleri arasına Babür imparatoru Ebul Muzaffer tarafından yaptırılan bu camii bizi en çok etkileyen yerlerden biri oldu. Gerek mimarisi gerek konumu itibariyle insanı derinden etkileyen bir ruhu var bu camiinin. Eski Lahore’da yer alan bu camii halkın yoğun olarak ziyaret ettiği mekanlardan biri. Pakistan tarihinin en önemlin karakterlerinden biri olan Muhammed İkbal’in mezarı da bu camiinin hemen yanında yer alıyor.

Badshahi Mosque’u üç kere ziyaret etme fırsatımız oldu. İlk ziyaretimizde Muhammed İkbal’in mezarı kapalıydı. Görevlilerle konuşmamıza rağmen kimseyi alamayacaklarını söylediler. Daha sonraki ziyaretimizde ise Muhammed İkbal’in mezarını ziyaret etmeyi başardık.

Badshahi Mosque, gerek tarihi geçmişi gerek dış görünümü ve mimarisiyle insanı büyüleyen bir estetiğe sahip. Ancak birkaç eksik bulduğum husustan bahsetmek isterim. İlk olarak bu büyük camiinin avlusuna ayakkabı veya terlikle girmek yasak. Hemen girişte kurulan bir alanda insanlar ayakkabı ve terliklerini teslim ederek içeri giriyorlar. Bu durum ilk başta anlayışla karşılansa da içeride büyük sıkıntılar doğuyor. İlk olarak havanın çok sıcak olması sebebiyle yerler aşırı ısınıyor ve ayaklarda yanma hissi oluşuyor. Bu sebeple camiinin avlusunu doyasıya gezmek mümkün değil. Zaten ayaklarınız buna izin vermiyor.

Camiinin avlusu çok büyük. Ancak içeri girdiğinizde biraz hayal kırıklığı oluşmuyor değil. Camiinin iç kısmında 100 kişinin aynı anda namaz kılabileceği kadar bir alan var. Bu kadar büyük bir avluya sahip bir mescidin bu denli küçük bir alana sahip olması düşündürüyor.

Daha sonra Badshahi Mosque’un hemen karşısında bulunan Lahore Fort denilen Lahore Kalesini ziyaret ediyoruz. Vakfımızın koordinatörlerinden Faruk Duruş Abi ile birlikte ziyaret ettğimiz bu kale 1605 yılında Cihangir tarafından tamamlanmış.

Kalenin tepesine çıktığınızda sizi çok geniş bir bahçe karşılıyor. Bahçenin ortasında boş bir havuz var. Bahçenin daha bakımlı olması ve havuzun dolu olması halinde bu alan müthiş bir göz ziyafeti vermeye hazır ve nazır. Daha sonra içeride bulunan müzeleri ziyaret ediyoruz. Müzelerde eski dönemlerden kalma taşlar ve heykelcikler mevcut. Kalenin şehir manzarası ise gerçekten güzel. Şehrin en yüksek noktalarından biri olduğu için güzel bir seyir sunuyor.

Bu iki kıymetli mekanı ziyaretimizden sonra doğal olarak karnımız acıkıyor ve Lahore’un en meşhur yerlerinden biri olan Food Street’e doğru yürümeye başlıyoruz. Yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüşten sonra Food Street’e varıyoruz ve Badshahi Mosque’un muhteşem gün batımı manzarası eşliğinde akşam yemeğimizi yiyoruz.

Diğer bir turistik yerlerden biri de Wazirhan Mescit 17.yüzyılda yapılmış bir mescit. Mescidin dış mimarisi etkileyici. Kullanılan çini ve desenler çok kaliteli. Bu mescit bulunduğu yer itibariyle ziyaretçi akınına uğrayan bir yer. Çünkü mescidin dışında her çeşit kumaş ve elbiselerin satıldığı pazarlar ve panayırlar mevcut. İnsanlar hem mescidi ziyaret ediyor. Hem de hediyelik kumaş ve elbise satın alıyor

Bir Cuma namazı vesilesiyle ziyaret ettiğimiz Grand Jamia Mosque’tan bahsetmeden olmaz tabii. Dünyanın en büyük 7. Camisi olan bu camide aynı anda 70.000 kişi namaz kılabiliyor. Camiin avlusu bakımlı ve düzenli. İçerisi ise Pakistan’da gördüğüm camiiler arasında tasarım bakımından en iyi camiiydi diyebilirim. Tek olumsuz tarafı diğer bütün camilerde olduğu gibi çanta ve benzeri eşyalarla içeri girilememesi. bu yüzden içeri girebilmek için çantalarımızı dışarıda bir yere saklamak zorunda kaldık.

Bildiğiniz üzere Eyfel Kulesi Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan ve dünyanın en çok turist çeken yerlerinden biri. İşte bu kulenin bir benzeri Lahore’da arzı endam ediyor. Biz de bu fırsattan istifade Eyfel Kulesini ziyaret edelim dedik ve Bahriye Town’a Eyfel Kulesini ziyarete geldik. Kulenin en üst kısmına çıktık. Tarihi geçmişi ya da bir kültürel anlamı olmasa bile Lahore’daki Eyfel kulesi ziyaretçilerine muhteşem bir Lahore manzarası sunuyor. 360 derece olarak şehir kuşbakışı olarak seyredilebiliyor bu kulede. Bu manzara için geldiğimiz bir saatlik yol için pişman olmuyoruz.

Lahore müze anlamında çok zengin bir şehir değil. Ancak bir tanesi hem mimari hem de içinde bulundurduğu eserler bakımından gerçekten etkileyici. Bahsettiğim müze Lahore Museum’dan başkası değil. Müzede bulunan eserlerden bahsedersek Hindu geleneğine ait birçok heykel ve heykelciler mevcut. Bu heykeller ilk başta insanı ürkütse de detaylı bir şekilde bakıldığında yapıldıkları yerlerin ve yapan insanların yaşamlarından izler barındırıyor. Ayrıca müzede 15. Yüzyılda kullanılan seccade ve halılar mevcut. Bizim kullandığımız seccadelerle karşılaştırırsak eski dönemlerde yaşamış insanların büyük cüsseli olduklarını söylersek yanlış olmaz. Çünkü seccadeler bizim seccadelerimizin birkaç katı büyüklüğünde yapılmış.

Hayvanat bahçesinden de bahsetmek gerek. Biz hayvanat bahçesinin daha büyük ve hayvan çeşitliliği bakımından daha zengin olmasını beklerdik. Ama buna rağmen yılanlar ve diğer başka hayvanlar bizi tatmin etti diyebilirim.

Son olarak Lahore’da bulunan turistik yerlerden Shalimar Garden ve Cihangirin mezarından bahsetmek isterim. İlk olarak Shalimar Bahçesinden konuşalım. Bu bahçenin yapımı 1641 yılında Moğollar tarafından tamamlanmış. Bahçe o kadar büyük ki her tarafını gezebilmek mümkün değil. Bahçeler kat kat aşağıya doğru dizayn edilmiş. Her katın ortasında devasa havuzlar var ve bu havuzların da etrafı çimenlik alanlar bulunmakta. Ancak havuzların boş ve bahçelerin çok bakımsız olması ziyaretçilerin gözlerini yoruyor. Etrafa atılan çöpler görüntü kirliliği oluşturmuş. Bu sorunlar çözülürse dünyanın sayılı turistik güzelliklerinden biri olması içten bile değil Shalimar Garden’ın.

Dedim ya bahçeler devasa büyüklükte yapılmış diye. Daha sonra dil hocamızdan öğreniyoruz ki daha eski zamanlarda bu bahçeler şehrin büyük bir kısmında yer alıyormuş. Ancak sonradan şehirleşmeyle birlikte bu bahçeler imara açılmış ve bahçenin boyutları küçülmüş.

Cihangir’in mezarından da bahsedip Lahore’da  gezdiğimiz yerleri bitirelim. 17.yüzyılda yapılmış olan bu mezarda Moğol imparatoru Cihangir yatıyor. Kapıdan içeri girdiğinizde sizi yine büyük bir bahçe karşılıyor. Bahçe Shalimar Garden’a oranla daha bakımlı. Bahçeyi gezerken Cihangirin mezarına ulaşıyoruz. Görevliler bize mezarın detaylarından bahsediyor. Işık hareketleriyle mezar taşlarında oluşan renkli ışıklar insanı derinden etkiliyor.

İslamabad Gezi Notları

İslamabad gezimiz 2 günlük bir seyahatti. Bu süre zarfında şehrin turistik yerlerini ziyaret etmeye çalıştık. Birazdan bahsedeceğim bu yerlerden önce bir İslamabad izlenimlerimi aktarmak isterim. İslamanad bilindiği üzere Pakistan’ın başkenti. Bu sebeple ülkelerin elçilikleri bu şehirde. Bu elçilikler genelde bir mahallede yan yana dizilmiş vaziyette. Şehir Lahore ve Karaçi ile kıyaslandığında son derece düzenli ve planlı bir yerleşime sahip. Sokaklar ve yollar parsel parsel ayrılmış. Araçlar düzenli, bakımlı ve ağaçlıklı yollarda ilerliyor. Araç demişken Lahore’da bulunan rikşaların İslamabad’a girmesi yasak. Şehir girişinde güvenlik güçleri nöbet tutarak şehre rikşa girmesini engelliyor. Nüfusun az olmasının etkisi ile birlikte şehirde yaşam çok sakin. Sosyal hayat Lahore kadar canlı olmasa bile sakin ve güvenli bir hayat sürmek isteyen aileler için biçilmiş bir kaftan İslamabad.

Turistik yerlerine gelecek olursak ziyaret ettiğimiz Faisal Mescit ilk sırada yer alıyor. Faisal Mosque 1986 yılında açılmış bir camii. Yapısı itibariyle dünyanın en güzel ve büyük camilerinden biri. Suudi kralı Faisal tarafından önerildiği için adı Faisal Camii olmuş. Camiinin girişinde Badshahi Mosque’daki benzer sahnelerle karşılaşıyoruz. Camiye girmeden önce yine ayakkabı ve terliklerimizi çıkararak içeri giriyoruz. Camiinin avlusunda hediyelik eşya satan dükkanlardan alışverişimizi yaptıktan sonra camiye namaz kılmaya geçiyoruz. Caminin namaz kılınan bölümü hayatımda gördüğüm en büyük alanlardan biri. Aynı anda 70.000 kişinin namaz kılabileceği söyleniyor bu camide.

İslamabad gezimize National Park adı verilen milli park ile devam ediyoruz. Bu park doğal olarak büyük bir yeşil alana kurulmuş bir vaziyette. Parkın içerisinde birçok müze mevcut. Bu müzelerin birçoğunu ziyaret ettik. Ancak müzeler bizi tatmin etmedi açıkçası. Çünkü müzelerin içinde tarihi eser anlamı taşıyan eşya sayısı çok az. Genellikle Pakistan halkının kültürünü anlatan balmumu heykeller var müzelerde.

Son olarak ziyaret ettiğimiz gölle birlikte ziyaretimiz bitiyor. Göle akşam saatlerinde varmış olmamız sebebiyle pek fazla göl manzarası seyredemiyoruz. Ancak şehirde vakit geçirebilecek bir gölün olması İslamabad halkı için büyük bir şans.

İslamabad’da ne yediniz deseniz onu da cevaplayayım. Şehri kuşbakışı olarak seyredebileceğiniz bir restoran olan Monal Restoran isimli bir mekanda yemeğimizi yedik. Yemekten ziyade seyrettiğimiz manzara harikaydı doğrusu.

Karaçi Gezi Notları

Karaçi, Pakistan’ın en yoğun nüfuslu bölgesi. Pakistan ticaret hayatının kalbi Karaçi’de atıyor. Karaçi, okyanusa sahip olması sebebiyle rüzgarlı ve serin bir şehir. Ancak serin olması temizlik anlamında olumlu görüşlerin olduğu anlamına gelmez. Zira nüfusun fazla olmasından mıdır yoksa başka bir sebepten midir bilinmez ama Karaçi’nin genelinde kötü bir koku hakim. Kanalizasyon atıkları şehrin muhtelif yerlerinde gözle görülür şekilde kirlilik yaratmış. Bu kirlilikle birlikte kötü koku da şehri istila etmiş. Zaten okyanusa kıyısı olan bu şehirde yüzülebilecek bir sahil bile yok. Çünkü şehrin kirli atıkları direk okyanusa akıyor ve okyanusu kirletiyor. Bu durum yüzme imkanını ortadan kaldırıyor.

Turistik yerlerden bahsedecek olursak pek fazla ziyaret edecek yer bulunmamakla birlikte Muhammed Ali Cinnah’ın mezarından bahsedebiliriz. Pakistan’ın kurucusu olan Cinnah’ın mezarına halk büyük önem veriyor. Biz de bu mezarı ziyaret ediyoruz. Mezar çok abartılı bir mimariye sahip değil. Yeşil bir bahçe içerisinde kubbe şeklinde bir yapının içinde mezar bulunmakta. İnsanlar buraya gelerek liderlerine dua ediyor. Girişte çantaların içeri alınmasına izin verilmediği için sırayla çantalar için dışarıda nöbet tutuyoruz ve tek tek içeri giriyoruz.

Genel

2 aylık seyahatimizde gerçekleştirdiğimiz faaliyetleri anlatmaya çalıştım. Tabii ki bütün tecrübelerimi anlatmak mümkün değil. Bu sebeple Pakistan hakkında genel bir fikir vermek ve turistik yerlerle ilgili bilgilerimi ve deneyimlerimi paylaşma amacına uygun olarak bu gezi yazısını yazdım. Umarım bu yazı Pakistan hakkında fikir sahibi olmak isteyenler ve Pakistan’ı ziyaret etmek isteyenler için faydalı olur.

 

Pakistan Okul Değerlendirmesi

2 ay boyunca eğitim aldığımız üniversite olan University of Management and Technology ( UMT ) konumu ve sahip olduğu beşeri imkanlar açısından gayet başarılı bir okul. Okulun sahip olduğu bahçenin genişliği ve vakit geçirilebilecek alanların bulunması açısından okul yeterli düzeyde. Kampüsün orta kısmına yer alan geniş çim alan öğrencilerin kriket veya futbol oynaması için birebir. Kampüsün içinde bir de kütüphane mevcut. Ders çalışmak isteyen öğrenciler gayet serin bir ortamda derslerini çalışabiliyor.

Şimdi 2 ay boyunca yaşadığımız sıkıntılardan bahsetmek istiyorum. Bunlardan birincisi yaklaşık 2 hafta boyunca okula girerken güvenlik görevlilerinin gereksiz kontrolleriyle karşılaştık. Bu kontrollere karşın okul yönetimi her fırsatta görevlilerin haberdar edildiğini bu sebeple artık girişte sıkıntı yaşamayacağımız söylendi. Buna rağmen sürekli görevliler tarafından durdurulduk. Bunun üzerine bize ID kart verileceği söylendi. Yaklaşık 1.5 ay verilen sözün tutulmasını bekledik. Ancak yönetim verdiği bu sözü yerine getirmedi. Kendilerini her haberdar ettiğimizde sorunun halledileceğini söylediler. Lakin bu sözler geçiştirmeden başka bir şey değildi. Bu kartlar bizim için çok fazla önem arz etmiyordu. Ancak okulun bu konudaki ciddiyetsizliği beni rahatsız etti.

Dersler ile ilgili konuşmak gerekirse, derslerimize giren Ubeyd ur Rahman hocadan başlamak istiyorum. Hocamız Pakistan’da bir türk şirketinde tam zamanlı olarak çalışıyordu. Kendisi daha önce öğretmenlik tecrübesine sahip biriydi. Bu durumun verdiği avantajla derslerimizde bize karşı her zaman iyi bir tutum içerisinde oldu. Dil konusunda her türlü yardımını bizden esirgemedi. Derslerimizin devamlı olması ve urdu dilini öğrenmemiz için büyük çaba sarf etti. Bu anlamda hocamıza teşekkür ediyorum. Diğer yandan hocamızın tam zamanlı bir işi olması hasebiyle dersler akşam vakitlerine denk geliyordu. Bu sebeple şehri daha çok gezebilme ve keşfedebilme ihtimalimiz azalıyordu. Bundan mütevellit derslerin gündüz saatlerinde yapılmasının öğrenciler için daha avantajlı olacağını düşünüyorum.

Sonuç olarak eğer yönetimle yaşanan ufak problemler çözülürse UMT’nin önümüzdeki senenin öğrencileri için tercih edilebilir buluyorum.