Yazar: Abdülkerim Yaprakçı

Dindar-Siyonist Yahudilerin benimsediği Yahudilik anlatısında mabet kavramı önemli bir yer tutar.  Öyle ki dini ritüellerin bir kısmı yalnızca mabedin yeniden inşasına dair umudu anlatan dualardan ibarettir. Ancak mabedin Yahudi toplumundaki karşılığı tarihin her döneminde aynı olmamıştır. Yahudi toplumunun geçirdiği tarihi süreç boyunca mabedin toplum psikolojisindeki anlamı ve yeri sosyal ve siyasal atmosfere göre değişkenlik göstermiştir.

Günümüzde İsrail-Filistin çatışmasının temelinde yer alan Kudüs ve Harem-i Şerif bölgesinin siyasi uzlaşı sonucu belirlenen statüsü, dini referanslı bazı hareketlerin faaliyetleriyle delinmeye çalışılmaktadır. Kendi içinde fraksiyonlara ayrılmış olmakla beraber genel olarak Tapınak Hareketleri olarak isimlendirilen bu oluşumların toplum ve devlet nazarındaki meşruiyetleri son yirmi yılda büyük bir artış göstermiştir. Din temelli söylemleri son dönemde seküler alanda da karşılık bulan bu gruplar ve faaliyetleri, son dönemde yükseliş trendi gösteren Harem-i Şerif bölgesindeki krizlerin temel faktörü olarak görülebilir. Bu hareketleri anlamak açısından da Dindar-Siyonistlerin tapınak söylemini anlamak oldukça elzemdir.

Bu makalemizde mabet fenomeninin Yahudi tarihinin farklı dönemlerinde neye tekabül ettiğini ve özellikle 1967’deki Altı Gün Savaşları sonrası değişen perspektifin arka planını ve bu bağlamda tapınakçı hareketlerin temel ideolojilerini ve etkilerini inceleyeceğiz.

YAZININ TAMAMI (PDF)