Yazar: Muhammed Güven

Bu yazımı daha en baştayken bölümlere ayırmam faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Girişinde ; bir yurtdışı tecrübesi sonrasında klasikleşen ‘Türkiye ile karşılaştırdığımızda hayat akışındaki farklılıklar ve ilginç olan şeyler neydi ?’ sorusuyla başlayacağım. Sonrasında tabiki bölge içindeki yeri ve dünyada sadece ekonomik hegemonyaya sahibi olan değil aynı zamanda uluslararası ilişkilerde ciddi bir siyasi yaptırım gücü olan ana kıta Çin ile güncel yaşadıkları problemlere ve son olarak da Tayvan kaynakları ile Türkiye Ekonomi Bakanlığı’ndan elde ettiğim verilerle ikili ilişkilerimizin durumundan bahsedeceğim.

Tayvan’ın başkenti olan Taipei’ye uçaktan ilk inişimizde çok yüksek olmasa da inanılmaz neme(ort.%90) sahip olan iklimiyle farklılığını hissettirdi diyebilirim. Sonrasında kısa bir şehir turunda Taipei’in çevre ve şehir peyzajında ne kadar ileride olduğunu ve şehir içinde kaostan uzak ciddi bir düzenin hüküm sürdüğünü gözlemleyebildim. İlk bakışta İnsanlar bu düzen için aksaklıklar oluşturmadan sürekliliğini devam ettiren robotlar gibi gelmişti ta ki onların bir kısmıyla tanışıp o robotumsu görünümün altındaki; ülke için düzensizlikle kaybedilecek ne zamanımız ne de öyle bir lüksümüz var diyen yürekleri anlayıp kendimce ders çıkartana kadar. O an kendimde sınav haftalarında bunalıp artık yeter bitsin diye gereksiz sitem eden hallerimi düşündüm ve bir kez daha utandım hele ki bizim yapacak daha fazla işimiz varken böyle düşünüyordum. Vatan sevgimin çok fazla olduğunu düşünürken kendine vatansever bile demeyen sıradan bir Tayvan vatandaşı gibi olamamak beni çok yaralamıştı. Neyse ki tek tesellim bunu bin öğütle olmasa da bir Tayvanlı ile anlayabilmiştim. Düzen bahsini bitirmeden bir de Tayvan’ın şehir içi ulaşımından bahsetmeliyim. Çift katlı ve 6 hatta sahip olan neredeyse şehrin tamamını saran bir metro düzenine sahip. Var olsa da şehir içi otobüsler çok tercih edilmiyor. Orada yaşayan Türk konusunda ise maalesef çok iyi şeyler yazamayacağım Avrupa’da olduğumuz kadar Uzak Asya’da yokuz. Ticaret Ofisimize kayıtlı olan 304 vatandaşımız var. Ticaret Temsilciği diyorum çünkü ülke olarak tanıdığımız bir ülke olmadığı için elçilik düzeyinde bir bağımız olamıyor. Müslümanlar için yaşanılması çok kolay bir yer değil, sadece yıllar önce Suudi kral aracılığı ile yaptırılan şehir merkezinde bir tane cami var. Müslüman nüfus da çok az, genel nüfusa göre bu nüfusun çoğunluğunu da Endonezya’dan Malezya’dan gelen işçiler oluşturmakta. Genel olarak helal gıda temini Cuma namazı çıkışı seyyar bir şekilde sağlanıyor marketlerden de az da olsa helal damgalı ürün bulmak mümkün. Din konusunda hiçbir tabusu bulunmayan bir halk Tayvanlılar, adeta takım gibi değiştirilebilir dinlere sahipler. Hatta çoğu birden fazla dine aynı anda inanabilmekte yani Buda için dua ederken o haftaki pazar günü olan kilise ayinine de katılabiliyorlar. Bu alternatiflerinin cami değil de kilise olmasının bana göre en büyük sebebi ise orda çok ciddi kaynaklar harcayarak yürütülen misyonerlik hareketleri. Eğer siz bir halkın en sevdiği yiyecekleri ve içecekleri ayin günlerinde ikram ediyorsanız ve kiliseleri neredeyse her mahalleye yaparak ulaşılabilirlik açısından sorunsuz hale getiriyorsanız bu kalpten değil uygunluktan seçilmiş bir alternatiftir. Aslında bu bizim Müslümanlar olarak oraları ne kadar unuttuğumuzu hatta hiç düşünmediğimizi gösteriyor. Başka bir konu ise tarih açısından bize ders verir nitelikte. Bilindiği üzere Çin’deki Mao devriminden kaçan Hanedan üyeleri ve etrafında olan entelektüel ve bürokrat kesim tarafından kurulan bir ülke Tayvan. Çin Devrimi yapısal olarak bizim topraklarımızda yaşananlardan çok farksız değildir. Çin’de devrimden sonra karakterlerde basitleştirilmiş biçim, harf devrimi de diyebiliriz biz buna Ana kıtada yaşayan Çinliler için geçmişten kopmak demekti. Ki öyle de oldu şuan yetişkin bir Çinli imparatorluk kaynaklarını okuyamaz. Ancak Amerika’nın ciddi desteğiyle Tayvan’a kaçan hanedanlık üyeleri eski geleneksel karakterleri kullanmaya devam ettiler, şuan ilk okulu bitiren bir öğrenci rahatlıkla eski kaynakları okuyabilmekte ayrıca bu tarihlerinden kopmayan durumları onların şuan en büyük ekonomiler arasında olmalarına engel olmadı. Bu durum da bizim için bir ders olmalı ve Osmanlıcanın geç de olsa gerekliliği konusunda bu uygun örnekleri sunarak eğitim müfredatına girmesini sağlarsak gerçek tarihimize biraz daha yaklaşmamızı sağlamış oluruz. Genel tespitimi bu komik anımı anlatarak bitirebilirim; Tayvan’da dönmemize 1 hafta kala saçım sakalım çok uzamıştı ve haliyle berbere gitmek istedim. Sonra nereye gidersem gideyim sakal konusunda kimseyle bir türlü anlaşamadım ve her gittiğim berber sakal kesmiyoruz diyordu bu duruma çok şaşırıyor ve anlam veremiyordum. Bu durumu Tayvanlı bir arkadaşa sordum ve bana sinirli bir şekilde “Biz Tayvanlılar sakal tıraşı olmayız çünkü bizim sakalımız yok ya “ diye bir cevap verdi. Etrafını 3 hafta boyunca izleyip tespitler yapmaya çalışan bir insanın bu kadar açık bireyi fark etmemesi de benim ayıbımdı sanırım deyip sustum.

Ana kıta Çin ile  Tayvan ilişkileri

Aslında ‘iki ülke’ arasındaki ilişkiyi anlamamız için özet de olsa bir tarihi hatırlatmada bulunup ilişkileri o zamandan bu zamana analiz etmemiz gerekiyor. Bu yazıda çok detaylı analizlere yer veremeyecek olsam da kısa ve öz bir şekilde aktarmaya çalışacağım. 1911 Mançu hanedanın devrilmesinden sonra Sun Yat Sen(孫中山)kontrolü eline alarak milliyetçi bir önderlikle Çin ‘i birleştirme amacı güttü. Bu I. Dünya savaşından sonra gittikçe zorlaşmaya başlamıştı ki Sun Yat Sen öldü. Onun yerine Koumintang’dan Chiang Kai Shek başa geçti. Japon istilalarından dolayı Komünistlerle anlaşıp tek elden savaşa katılsalar da başarılı olamayınca Mao önderliğinde yönetimi almak için uzun bir yürüyüş başlatıldı. II. Dünya Savaşı sonrası Çin’de Milliyetçi Parti(koumintang) ile Komünist Parti arasında devam eden iç çatışma 1949’da Komünist partinin zaferiyle sonlandı. Chiang Kai-Shek(蔣中正) tüm devlet hazinesi ve entelektüel taifeyle beraber ABD’nin de desteğiyle bu ABD tarafından birçok kaçırılacak olan hazineye mal olsa da Çin’in güneyinde kalan ve uzun yıllar Japon işgalinde kalmış Tayvan Adasına kaçıyor.Chiang Kai-Shek adada ilk başlarda Çin’den ayrılmaya karşı olan birçok Çinliyi ve yerli Aborjin’i öldürüp çok uzun yıllar süren OHAL’le günümüzdeki Tayvan’ın temellerini atmış bulundu. Şuan Tayvan’da çok seveni olduğu gibi sevmeyende bir o kadar insan bulunuyor. Birleşmiş Milletler 1971’e kadar Çin’i temsilen Tayvan Devletini tanısa da Çin’in gölgeden gelen ayak izlerinin seslerinin arttığı anlaşılınca Tayvan yerine 5 daimi üyelerden biri olarak Çin Halk Cumhuriyeti tanındı. 1980 sonrası ciddi sıçramalarda bulunan Tayvan şuan yazılım ve teknoloji girdisi üretimi konusunda dünyanın başta gelen ülkelerinden olmasına rağmen bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar ülke tarafından tanınıyor . Fakat uluslararası ticari entegrasyon dahilinde Türkiye dahil birçok ülkenin Ticari Temsilcilikleri bulunmakta ve Ticari ilişkilerin gelişimi adına çalışılıyor. Aralarında ne kadar büyüt çatışmalar olsa da Çin ile Tayvan arasında az da olsa ticari anlaşmalar mevcut. 2014 ‘te 3 dönemlik Mavililer partisi hükümeti Çin ile Serbest Ticaret ve Yatırım anlaşmasını mecliste görüşmeye açtığı oturumda halk tarafından büyük bir tepki çekip büyük gösterilere sebep oldu ve meclis basılmaya kadar büyüdü olaylar sonrasında da önceki seçimin büyük bir arayla kazananı olan Maviler Partisi ciddi bir oy kaybıyla seçimi Milliyetçi parti olan lideri Tsan Ing-Wen Yeşiller Partisine kaybetti. Şuan Çin ile bürokratik ilişkiler durmaya yaklaşmış durumda.

Tayvan-Türkiye İlişkileri
Türkiye ile Tayvan arasındaki diplomatik ilişkiler 1950 yıllarında kurulmuş olup, aynı yıllarda elçilik bazında çalışmalar başlamışıdır. Türkiye-Tayvan ikilisinin ilişkilerinin temeli ilk ve en büyük çaplı ziyaret sırasında Adnan Menderes tarafından atılmıştır. O esnada Tayvan’ın kurucusu olan Chiang Kai-shek(蔣中正)ile görüşmeler yapıp ziyareti şerefine şuan ilk 50 de olan National Chengchi University’de günümüzde mezun veren Türkoloji bölümü kurulmuştur. Türkiye’nin Tayvan ‘a başlıca temel ihraç kalemleri ; tarım ürünleri, tekstil ve Plastik sanayisinde arz etmektedir. Tayvan , Dünya ihtiyacını karşılama oranlarına paralel olarak ,TÜİK verilerine göre Türkiye’nin yazılım ve çip donanımı sanayisinin %37,2’si kadar kısmını karşılıyor. Son zamanlarda THY’nin direkt uçuş yapması ve E-Vize anlaşmalarının yapılmasıyla turizm ve ticari anlaşmalarda gözle görülür ciddi bir artış meydana geldi ve ticaret hacminde %8 lika artış sağlandı bu da son zamanlarda ülkemizin Tayvan pazarına verdiği öneminin hiç de küçümsenecek cinsten olmadığını gösteriyor.